28 Temmuz 2011 Perşembe

İlk söz

" Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan ve yalnızsan buna rağmen, rahat olsun için. Giden, gitmeyi koymuşsa kafasına, yaptıkların hafif bir tebessüm yaratmakan başka bir işe yaramaz.
İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Bazen yaptıklarınla, bazen yapmadıklarınla yargılanırsın. Hafifletici sebepler yoktur, ceza indirimi sağlamaz sana "iyi halin."
Ne söylersen, başka bir iddiayla karşılaşırsın.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.
Çok sevdin,
Özledin,
İçtin,
Ağladın,
Kahroldun,
Şarkılar söyledin,
Şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı?" deme sakın! Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen doya doya yaşarken aşkını, onda bir "soğukluk" varsa senin sorunun mu bu?
Daha ne yapabilirsin sen onun için?

Hayatı ıskalama lüksün var mı?

"Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli ne kadar oldu, hatırlasana?

Sen dayan,
Dayan...
Yine içeceksin rakını, balığın yanında,
Yine yürüyeceksin Ankara sokaklarında.

Ağlıyorsun.
Ağlıyorsun, çünkü sesini dinleyenlerdensin yüreğinin.
Biliyorsun, aslolan yürektir.
Yaşadığın sürece seninle o yürek,
Yeter ki koru onu,
Yeter ki koru taşıdığın sevda duygusunu.

Elbette bitecek bu güneşe hasret günler,
İşte o zaman,
Kutuplardaki cılız bitkiler değil,
Güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini.

Hatırla, anneni, kardeşini,

Hayatı ıskalama lüksün yok senin..."