2 Ağustos 2011 Salı

Dinle çocuk!

Çocuk...

Sil yüzünden tüm yalanlarını bu şehrin.
Topla kalbini cadde cadde, sokak sokak...
Kazı ayak izlerini birer birer gri kaldırımlarından...
Bakma yüzlerine hiç...
Görme onları...
Çocuk bu kez ağlama...
Bu kez git.

Gölgeni, ismini sil yavaş yavaş...
Giderken bu kentten tükür yüzüne yalnızlığının...
Kalbini, kendini sök yavaş yavaş...
Giderken bu kentten sakın ağlama sus...

Unut!
Ne yaptı sana!
Unut!
Ne söyledi!
Unut!
Ne varsa vazgeçtiğin...

Yüzünde korkularla...
İçinde çığlıklarla...
Kalbinde simsiyahlar
Nereye gidiyorsun?

Hep bu şarkılarla...
Kıymetsiz dualarla...
Utanmaz bir yağmurla
Nereye gidiyorsun?

Yolları, duvarları geç yavaş yavaş...
Giderken bu kentten bir piç gibi bırak yalnızlığını...
Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş...
Giderken, terk ederken savur yüzüne yalnızlığının...

Ve unut ne yaptı sana!
Unut neler anlattı!
Unut ne varsa vazgeçtiğin!

Yüzünde korkularla...
İçinde çığlıklarla...
Kalbinde simsiyahlar
Nereye gidiyorsun?

Hep bu şarkılarla...
Kıymetsiz dualarla...
Utanmaz bir yağmurla
Nereye gidiyorsun?

Yüzünde korkularla...
İçinde çığlıklarla...
Kalbinde simsiyahlar
Nereye gidiyorsun?

Bu sahte baharlarla,
Kıymetsiz dualarla...
Utanmaz bir yağmurla
Yine mi gidiyorsun?

Çocuk...
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği...
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı...
Çevir gökyüzüne başını...
Bakma arkana!
Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte...

Hepsi bu...

28 Temmuz 2011 Perşembe

İlk söz

" Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan ve yalnızsan buna rağmen, rahat olsun için. Giden, gitmeyi koymuşsa kafasına, yaptıkların hafif bir tebessüm yaratmakan başka bir işe yaramaz.
İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Bazen yaptıklarınla, bazen yapmadıklarınla yargılanırsın. Hafifletici sebepler yoktur, ceza indirimi sağlamaz sana "iyi halin."
Ne söylersen, başka bir iddiayla karşılaşırsın.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.
Çok sevdin,
Özledin,
İçtin,
Ağladın,
Kahroldun,
Şarkılar söyledin,
Şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı?" deme sakın! Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen doya doya yaşarken aşkını, onda bir "soğukluk" varsa senin sorunun mu bu?
Daha ne yapabilirsin sen onun için?

Hayatı ıskalama lüksün var mı?

"Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli ne kadar oldu, hatırlasana?

Sen dayan,
Dayan...
Yine içeceksin rakını, balığın yanında,
Yine yürüyeceksin Ankara sokaklarında.

Ağlıyorsun.
Ağlıyorsun, çünkü sesini dinleyenlerdensin yüreğinin.
Biliyorsun, aslolan yürektir.
Yaşadığın sürece seninle o yürek,
Yeter ki koru onu,
Yeter ki koru taşıdığın sevda duygusunu.

Elbette bitecek bu güneşe hasret günler,
İşte o zaman,
Kutuplardaki cılız bitkiler değil,
Güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini.

Hatırla, anneni, kardeşini,

Hayatı ıskalama lüksün yok senin..."